|
TAKKE
DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ.!?
Ülkemiz bu günlerde Almanyada
yapılan bir soruşturma ile bağlantılı olarak Deniz feneri yolsuzluğu ile
dini duyguları kullanılarak vatandaşlarımızın paralarının nasıl
buharlaştırıldığı gündemi ile çalkalanmakta…
Ergenekon davasının savcısı
olduğunu ilan eden Başbakanımız ise bu davaya hiç değinmemekte, çok
sıkıştığında ise kararı bağımsız yargının vereceğini beyan etmekte.Alman
makamları ise bu davanın Dernek yolsuzlukları ile ilgili olarak bu güne
kadar ülkelerinde yapılan en büyük yolsuzluk soruşturması olduğunu bangır
bangır bağırmaktalar..
Görüldüğü üzere Dişli
Olayı,Deniz feneri vb.ile elbise artık içindekine dar gelmekte ve
dikişlerinden patır,patır patlamakta…
Hafızalarımızı bir tazelersek
eğer Başbakanın oğlunun milyon dolarlara alıp çalıştırmakta olduğu babasının
tarifi ile Gemiciğini ,Unakıtanın oğlunun likit
yumurta fabrikasını,nasıl ucuza mısır ithal edip pazarladığını,çocukların
düğünlerinde takılan altınları, bunların babanın Mal beyanında nasıl elde
edilen gelirlerin kaynağı olarak gösterildiğini, dış gezilerde yasalara
aykırı olarak alınan hediyeleri,Suudi kralının Cumhurbaşkanına ve Başbakana
verdiği hediyelerin mecliste verilen bunca önergeye rağmen nasılsa halen
açıklanamadığını, ATV ve Sabah gazetesinin başbakanın damadının başında
bulunduğu çalık gubuna gubun cebinden neredeyse hiç para çıkmadan devlet
bankasından aınan krediler ile başka kimse ihaleye girmeden
verildiğini,başta maliye bakanı olmak üzere partililer ve yandaşlarınca
zaptedilen orman arazilerinin çıkartılacak yasa ile nasıl peşkeş çekilmek
istendiğini , önce esrarengiz bir şekilde yanıp sonra yandaşlara Turizm
alanı olarak tahsis edilen orman arazilerini, kamuda ve belediyelerde
yandaşlara verilen ihaleleri,imar tadilat ve kolaylıklarını vs.hatırlamamak
elde değil..
Bunlar tabii ki buzdağının
şimdilik görünen yüzü olup görünmeyen tarafında neler olduğunu kimse
bilememekte…
Bekleyip göreceğiz…
İddialar üzerine şimdi de
burada ki Deniz Feneri derneği ve Kanal-7 Tv yöneticilerinin basın
toplantısı düzenleyip gözümüzün içine bakarak bizim Almanyada ki dernekle
falan hiçbir bağımız bağlantımız yok demelerini ( Ramazan günü belki de
oruçlu ağızlarıyla ) bizim de buna inanmamızı beklemelerini hayretle
izliyorum…
Ve el insaf kardeşim
diyorum,bunlar bizi düpedüz aptal yerine koymak istiyorlar..
Yo, yoo hayır haksızlık
etmeyeyim istemiyorlar koyuyorlar…
Ama aptal değiliz.!?
Her devir kendi zenginlerini
yaratıyor..
Başınızı kaldırıp çevrenize
şöyle bir bakın ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız…
Lüks jeeplere binen,lüks
otellerde iş merkezlerinde,sokaklarda boy gösterenlerin profili değişmiş
durumda…
Çeşme akarken herkes küpünü doldurma
peşinde..
İyi ama bu suyun bolluğu nereden gelmekte
kimin malını kime yedirmektesiniz kardeşim…
Çalığa verdiği kredi devlet bankasından
içindeki benim param,vatandaşın parası,batarsa ne olacak?
Olan yine vatandaşa olacak ( Geçmişte
olduğu gibi.)
Dağıttığı kömür çuvallarının, gıda
paketlerinin parası nerden geliyor?
Gerçekten muhtaç,ihtiyacı olanlara mı
gidiyor?
Hayırsever partililermi veriyor?
Beleş mi?
Cebinden mi veriyor ?
Hayırr…
Fak Fuk Fondan veriyor…
O nerden alıyor ?
Yine vatandaşın cebinden hepimizden.!?
-yardımı alandan dahi- vatandaşın vergilerinden alıp dağıtıyor..
Bu vergiler nedir?
Nerden geliyor?
Senden benden geliyor..
Yaptığımız bütün harcama ve gelirlerden
elde edilen kesintilerle oluşuyor.
Telefonla konuşuyorsun vergi ödüyorsun
,benzin alıyorsun vergi ödüyorsun,sigara içiyorsun vergi ödüyorsun,araba
alıyorsun vergi ödüyorsun , biniyorsun, iniyorsun, satıyorsun vergi
ödüyorsun ...vs.vs.vs…
İşin özü , yani kardeşim sen kimin parasını
kime dağıtıyorsun yaa…
Peki bu durum ne yaratıyor ?
Ne yaratacak.!?
Tabiiki,sadaka ekonomisini ve
siyasetini .!?
Garibana makarna,kömür,partili
yandaş zübüklere ise en yağlı ihale vd.lerinin bol keseden dağıtıldığı bir
düzen…
Hoop dur bakalım kardeşim…Kimse
demiyor…Diyemiyor…
Sormuyor,sorgulamıyoruz..
Üzerimize ölü toprağı serpilmiş
sanki,toplum şaşırtıcı bir kabullenmişlik içerisinde, öylesi bir
suskunluk,pısırıklık var ki sormayın gitsin…
Ya herkes hali pür melalinden
memnun ya da biz hala Kul fikri ile yatıp kalkma zihniyetinden öteye geçiş
yapamamışız.( Genlerimize işlemiş zahar.)
Demek ki bizler M.Kemal’in bize
vermek ve benimsetmek istediği kul olmaktan vatandaş olma fikrini
benimseyememişiz…Vatandaş olmanın gücünün hala farkında değiliz.
Hazır hızımı almışken Almancılara
da bir çift kelam etmek istiyorum -Sözüm meclisten dışarı ,teşbihte hata
olmazmış- hadi biz kuluz siz ise vatandaş ve bu hakların değerli olduğu bu
fikrin benimsenmiş olduğu ülkelerde yaşamaktasınız...
İnanın sizleri anlamakta güçlük
çekiyorum…
Hakkınızı niye yediriyorsunuz ve
aramıyorsunuz?
Yıllardır açıkgözler tarafından
türlü şekillerde dolandırılmaktan bıkmadınız gitti.. Almanyaya gittiğiniz
60’lı yıllardan beri yolda, belde ,gar da,havaalanında ,içerde, dişarda her
yerde her şekilde dolandırılıyorsunuz ,sizi dolandırmak isteyenler ile
karşılaşıyorsunuz buna rağmen halen akıllanmadınız gitti…
Sizlere ne demek lazım
bilmiyorum…
Kardeşim Kombassan,mombassanı ve
benzerlerini ne çabuk unuttunuz.!?
İlla ki birilerine yardım etmek
istiyorsanız ,Kızılay var,Yeşilay var,bilinen güvenilir vakıflar var onlara
yardım edin.Bir genci okutun ,ne bileyim ya da çevrenizde hiç mi gerçekten
yardıma muhtaç insan yok ona yardım edin ne demeye belli bir ideolojiye
hizmet eden kişi ve kurumları finanse etmenin bir aracı oluyorsunuz ve bu
sahtekarlar tarafından dolandırılmanıza izin veriyorsunuz…
Bu zihniyette olduğumuz sürece
yarınlarda verecek parası olanlar dolandırılmaya olmayanlarsa uyutulmaya
mahkumuz.Çünkü neticede dolandıranlar ile dolandırılanlar aynı değişen bir
şey yok, geçen zamanla birlikte sadece yöntemler değişmekte . İlerde aynı
kişiler ve benzerleri yarın karşımıza yine farklı bir yalanla gelecekler ve
bizler yine dolandırılmaya,uyutulmaya devam edeceğiz,durum bunu gösteriyor…
Maalesef düzen böyle.!?
Düzen böyle demişken bir an yakın
geçmiş geldi gözümün önüne..
Batan Bankalar, Bankerler,Horzum
olayı,Yeğen Yahya olayı,Davulu delen Jaguar, İski,Ergun GÖKNEL olayı vs.vs
tarihimiz neredeyse çeşit , çeşit yolsuzluklarla dolu…
Sağdan, soldan,yukarıdan,aşağıdan
nereden bakarsanız bakın iki ucu b..klu değnek, al birini vur ötekine iki
ayaklı,dört ayaklı bilumum çeşitlerinden mevcut bir ülke de yaşıyoruz bir
çeşit hırsızlıklar imparatorluğu gibi…
Gerçi “ Devletin malı deniz
yemiyen domuz.”,”Bal Tutan parmağını yalar” vb. gibi atasözleri bulunan bir
gelenekten gelen millet ve evlatlarından daha başka ne beklenebilir ki.!?
Demekten de kendimi alamıyorum…
Kim olduğunu hatırlamıyorum ama
aklımda kalmış..Osmanlıda bir tarihte bir paşa varmış ve sadrazam olmak
istiyormuş ( Yani Başbakan ) O devirde bu zat’ın
sadrazam olmak için Padişaha ( Yani Devlet başkanına ) para teklif ettiğini
ve rüşvet vererek o makama atandığını biliyormuydunuz.!? Rüşvet verip gelen
sadrazam sonra ne yapar onu da siz hayal edin artık bir zahmet.
Aslında bu olaylar ilgilenenler
için güzel bir tez konusu olur ama bunu üniversite okuyacak bizim çocuklara
bırakıyorum.
Tez işini gençlere bırakmak ile
birlikte benim yaşlarda olanlar ile bizden büyüklerin anılarını tazelemek ,
küçüklerin ise bilgi dağarcıklarını zenginleştirmek adına kısa bir - Umarım
öyledir - “ Türkiyenin Yolsuzluklar Tarihi “ yazısı yazmak da artık şart
oldu gibi…
Gelecek sayılarda görüşmek
üzere,hoşçakalın…
Sevgiler…
VatanSEVER |