|
Kahredip Gurbete dağılmış
köyüm
Katlanır
cefaya eğmeydi boyun
İşiyle
uğraşır bilmezdi oyun
Oyuna alışmış gençleri gördüm
Yoksulluk
elinde dağıldık bizler
Toplanıp
cacığa giderdi kızlar
Düğünde
sohbet de çalardı sazlar
Kırılmış
sazların telini gördüm
Aşağı
yukarı harman dökerdi
Gübresiz
tarlaya tohum ekerdi
İsimleri
Ahmet, Mehmet, Bekirdi
Savaşı,
Barışı, Sökmeni gördüm
Yaşlılar
oturup sohbet ederdi
Komşu
birbirine gelip giderdi
Küçüğü
büyüğüne hürmet ederdi
Hürmet
ikram kalmamış halkını gördüm
Evelinde
yetmiş seksen yaşardı
Kalenin
başında şehre aşardı Tarlasında
öküz koşardı Tükenmiş
öküzün neslini gördüm
Okuyanlar
ne söyler ki yazana Köyüm
belkit uğramıştır nazara Yoğurt
peynir götürürler pazara Yağsız
peynirlerini satanı gördüm
Hata
yapsan büyükleri kınardı Bal
başı kaynatır turşu kurardı Ne
yeseler sıhatına yarardı Bozulmuş
sıhatı köylümü gördüm
Bir zamanlar cıvıl cıvıl kaynardı
Yiğitler meydanda tura oynardı
Bacılar yas tutar ana ağlardı
Ağlayan kalmamış güleni gördüm
Uzatmış zülfünü yana taramış
Tanımıyom yeni nesil türemiş
Yıkılan evlere baykuş tünemiş
Yıkıklarda öten baykuşu gördüm
Cirit oynar atları gelirdi eve
Gözüm mahsulünü taşırdı deve
Köyüm bir birini bilmem ki seve
Sevgi hürmet kalmamış halkını gördüm
Büyüklerin söylediği karardı
Biri birinin yarasını sarardı
Saf saf olurdu camileri dolardı
üç kişilik duran safları gördüm
Kırmış olsa kalbi hemen yapardı
Büyüğü çağırsa küçüğü kopardı
Savurur tınası namlı yapardı
Denesiz dökülmüş sapları gördüm
Bağlarına erik elma dikerdi
Dinlesen büyüğünü sözü şekerdi
Üzüm yetiştirip bostan ekerdi
Üzümü bostanı alanı gördüm
Bellenir bağları üzüm biter
Dallrından bülbül öterdi
Yakardı tandırı duman tüterdi
Boruyla yanan sobayı gördüm
|
Köylüm bir birini gerçek severdi
Evlerden evlere yemek giderdi
Büyükler ölmese acep ne derdi
Ölenler ölmüş kalanı gördüm
Gölgede kadınlar yayardı turfan
Köyümde okumuş çoğu irfan
Koşu alır atları tümüde saf kan
Tükenmiş atların neslini gördüm
Çatısız damlarda çörten akardı,
Evlerinde lüküz lamba takardı,
Üç etek giyerde püskül takardı,
Giyimi değişmiş köyümü gördüm.
Anlatır rüyayı inanır düşe,
Dağlarında bitmez çam ile meşe,
Seher vakti kalkıp giderdi işe,
Terk etmiş işini, yatanı gördüm.
Köyümde çıkardı sürüyle davar,
Çobanlar dağlarda çalardı kaval,
Ustası çoğudu tutmazdı şaval,
Şavalsız yapılan evleri gördüm.
Sorarım gençlere beni tanımaz,
Hoş görür Isa sizi kınamaz,
Kurumuş dalları kuşlar konamaz,
Kurumuş bağlarda, dalları gördüm.
Kilim dokur pazarlarda satardı,
Düğünde oynayıp kelle atardı,
Odalarda misafirler yatardı
Yıkılmış odalar yerini gördüm.
Satsalar evlerini bulunmaz alan,
Itimat kalmamış çoğalmış yalan,
Var mıdır Dünyada hiç baki kalan,
Mezarda yazılmış taşları gördüm.
Kavgalar olurdu; çıkardı olay,
El ele vererek çekerdi halay,
Gelinlik giymezdi bilmezdi balay,
Salonda yapılan düğünü gördüm.
Kavuşmaz köyümde eski ününe,
Oturup da, şükredelim bu güne,
Toplanıp da giderlerdi düğüne,
Davulsuz zurnasız düğünü gördüm.
İnşallah bir gün düzelir köyüm,
Verirdi tarlası gübresiz ürün,
Sabah da yellerdi, bal ile dürüm,
Sabah kavaltıda zeytini gördüm.
Yazdım destanımı zamana uydum,
Gördüm rüyayı hayıra yordum,
Severim köyümü ben orda doğdum,
Doğup büyüdüğüm evleri gördüm.
Yeter İsa artık Allah'a yalvar,
Şahinler dolaşır avını avlar,
Yünlerde yapışlmış, giyerdi şalvar,
Kot pantul giyen gençleri gördüm.
İsa KAYA
|