DALAKÇI GENÇLİK

23.04.11

 

 

.............. Ali Bozdağ

Dünya Kadınlar Günü Kadın Erkek Eşitliğe inananlara Kutlu Olsun.

 

Bir kutlama mı yoksa anımsamamı 8 Mart Dünya kadınlar günü. Ne zaman bu konuda yazmak istesem kadınlara yapılan haksızlıklar gelir aklıma duraksarım. Birçoğunuzun da bildiği üzere kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde başladı. Dokuma (tekstil) fabrikalarında çalışan kırk bine yakın işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi.  

 

Daha seksenli yıllarda seçme seçilme hakkı bulunmayan Avrupa ülkelerini göz önüne alırsak Bizde demokratik haklar çok daha önceden vardı, vardı var olmasına da daha günümüzde kocasının tuttuğu (bizde partiler futbol takımı gibi tutulur da ondan kullandım bu terimi) parti dışında kendi öz iradesiyle oy veren kadın sayısı çok az.

 

Tarihe baktığımızda kadınlar hakları için çok çaba sarf etmişler bunun sonucu olarak da Danimarka’nın Kopenhag kentinde 1910 yılında toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, dokuma fabrikalarındaki yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önermiş. Kadın hakları hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan Kadınlar Günü önerisi oy birliği ile kabul edilmiş. 1975 yılı ise Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından Dünya Kadınlar Yılı’nı ilan edildi, aynı örgüt 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını karara bağlarken, kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Bu kabul kadınlarımıza ne kazandırdı sorusunu sormaya dilim varmıyor bile internetten aldığım bir iki istatistikler hakkındaki yorumları size bırakayım.

 

—Tahminlere göre 113 ile 200 milyon arasında kadın demografik olarak “kayıp” (yok) görünmektedir. Ya doğar doğmaz öldürülmüşler (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamamışlardır.

 

—Fuhşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700.000 ila 4.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on iki milyar dolardır.

 

—Küresel olarak, on beş ile kırk beş yaş arası kadınlar, kanser, sıtma, trafik kazaları ve savaşlardan daha ziyade, erkek şiddetinin sonucu hayatını kaybetmekte veya sakatlanmaktadır.

 

—En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suiistimal edilmiştir (tecavüz, kötü davranış). Genellikle, suiistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa olsun kadınlara karşı en yaygın suiistimal şeklidir.

 

—Dinsel, kültürel vb. nedenlerle yılda iki milyondan fazla kız çocuğunun genital organlarına hasar verilmektedir (kadın sünneti). Bu oran, 15 saniyede bir kız çocuğudur.

-Sistematik tecavüz yeryüzündeki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda soykırımı (1994) esnasında 250.000 ila 500.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir.

 

Kadınlarımıza eşit davranmayı hala içine sindirememiş erkler olduğu sürece bu istatistiklerde kolay, kolay değişiklik olmaz. Bizlerin öğrenmesi gerekenlerin başında (başta kadınlar olmak üzere) eşitlik dediğimizde mutfak eşitliğinden bahsetmediğimizdir. Fırsat eşitliği ve toplumsal eşitlik olmadan eşitliğin sağlanamayacağını bir yere not etmeliyiz.

 

Eşlerini sevenlerin destek olanların kılıbık sayılmadığı günler de Dünya kadınlar günü kutlamak üzere.

Hoşça kalın

Alı Bozdağ

 

 

Yenilik: 22.04.11